Kapat
Deneme 496 0

Sokratesin Savunması / Gizem ERDİ

SOKRATES’IN SAVUNMASI – PLATON
KONU: İnsanları, gençleri , Atinalıları uyarmaya, onları sorgulamaya teşvik eden ‘felsefenin babası’ ünvanını sonuna dek hak eden onurunu, felsefenin derinliğini asla terk etmeyen Sokrates’in tüm bu çabalarının ‘yoldan çıkarma’ olarak lanse edilmesi ve yetmiş yaşında iken gurur ve zeka ile bezenmiş ruhunun bu değersiz dünyayı terk etmesi,ettirilmesi.
BEĞENDİĞİM UNSURLAR: Felsefe ile alakası olmayan ham ruhları dahi cezbedebilecek Savunma‘da; Milattan önce kaleme alınmış bu eserde, Sokrates’in kendini savunuşundan mı , Platon’un anlatışından mı tam bilinmez asır,dil değişimine, çeviriye karşın dilin bu denli işlek ve kafiyeli kullanılması, Sokrates’in bu büyüyü tüm savunması boyunca bozmaması beni oldukça etkiledi. Çünkü dilin kıvraklığı Sokrates’in ironilerinde beyninizle oynayışındaki kıvraklığa eş değer vaziyette idi.
İroni, ardından gelen maotik. Bu konuyu açmış iken üzerinde durmayı arzu ediyorum zira beni oldukça şaşkına çeviren , düşündükçe gülümseten diğer bir husus Sokrates’in özellikle kendinden bilgeyi ararken ve suçlamaları red ederken kullandığı bu yöntem. İnsanın düşüncelerine yeni bir boyut getiren, bir kapıyı daha aralayan ve sempatisi ile zevk veren ilginç bir husus. Adeta fizik formülleri ile oynuyor, geometriye trigonometriyi uyguluyor ve matematik problemine sonuç getiriyor Sokrates kelimeleri ile. Aslında zihindeki düğümleri çözüyor lakin yeni bir düğüm yaratıyor çözülmeyi bekleyen. Kullandığı p → q ‘lar insanı ve aklını, aklın yarattığı karmaşalara gömüyor ve aklı oksijene ulaşmak için çırpınan insana , kendisine izletiyor. Sokrates ‘i anlamak ve okumak , felsefeyi anlamaya benziyor o ise klostrofobi rahatsızlığından muzdarip kişiye. Felsefe ve onun ‘babası’ rütbesindeki Sokrates alanı oldukça küçük bir oda ve zihnimiz aslında sükuneti yakalayabilse hakikate ve rahatsızlığının çözümüne ulaşabilecek kişi işte. Sokrates bunu kavratmaya çalışıyor Atinalılara. Lakin her zaman olduğu gibi anlayan veya bu çaba içerisinde olan kişi sayısı az. Bu yüzden idam hükmü giyiyor aslında Sokrates, anlamayan , anlamaya korkan ,sıkıştığını ve asla kurtulayamayacağını düşünen ham ruhlar yapıyor yine.
Eserimizi sevmeme sebep olan diğer bir unsur ise Sokrates’in soğukkanlılığı, ölüme bakış açısı. Kamuoyuna yayılan asılsız suçlamaları onu sonunda ölüme sürükleyecek, bunu biliyor Sokrates. Lakin hiçbir anda vazgeçmiyor kendinden,beyninden geçenlerden. Hedefi orada ve ortada,kendini asilce savunacak ve seneler sonra kelamları övgü ile anılacak. Şah ve mat. Alınacak iki nefesin daha onurunun yanında hiç olacağını biliyor ve kusursuz doğrultusunda ilerliyor. Ki kim biliyor ölümün hüsran olduğunu? Kim anlattı size, kim ölümün suskunluğunu,ölünün sessizliğini bozdu? ‘’ İşte kalkıp gitme zamanı geldi; ben ölmeye siz yaşamaya. Hangisi daha iyi? Kimse bilemez bunu, tanrı dışında.’’
BEĞENMEDİĞİM UNSURLAR: Methiyemiz sona erdiğine göre objektifleşebiliriz. Sanırım kitapta sevemediğim iki unsur oldu yalnızca. Birincisi çevirmenin eklediği önsöz ile ilgili. Olayı kitabı okumaya lüzum kalmayacak şekilde özetlemiş sağ olsun. Sadece Sokrates’in öz sözleri ile anlamayı arzu ederdim olayı. İkinci unsur ise beğenmemek değil de biraz şımarıklık. Platon’un her kelamı bu denli detaylı yakalayabilmesi bende olayın gerçekliğini sorgulama isteği yarattı. Zaten tüm amaç bu değil miydi? Dediğim gibi kusur aramak benimki. Kusursuzda kusur ne denli bulunabilirse işte.
Son olarak; Kara okyanusun aslı olan sorgulamanın mülevvenliğini yüreğinizden asla yitirmemeniz arzusu ile.

Gizem Erdi

Bir Cevap Yazın