Kapat
Felsefe 394 0

Arada Kalmışlık | Gizem DAŞDEMİR

ARADA KALMIŞLIK
Artık adım atmamızın vakti geldi mi? Veya bir adım atmalı mıyız? Hayattan bedenimiz göçse de ruhumuz hala kaldığı yerden devam edebilir mi nefes almaya? Unutulmak için gömülmek yeterli midir? Böyle ardı ardına düzinelerce soru sığdırılabilir yaşamla ölüm arasındaki kalan son nefese. Fakat nedir en önemli soru? Ya da tüm sorular mı değersizdir ölümün yüceliği karşısında? Gömülünce mi yoksa unutulunca mı kurur kalpler? Hayattaki başarılarımız nefes almayı kestiğimiz anda başarısızlıklara mı dönüşecek? Hayat matematik kadar net ve kesin midir ölüm karşısında? Yoksa edebiyat gibi eğilip bükülebilir mi? Peki, neden nefes aldığı süre zarfında sarılmazken bir insana toprağını kavanozlarda saklarız?

Bu soruların bir önemi yok gibi gözüküyor. Fakat hayatın kendisi başlı başlına koca bir soru muamması aslında. Hakikatın karşısında bükülen boyunlar, kesilen sesler ve baş kestiren sözler vardır. İnsanlık tarihi boyunca hep aradı. Bazen neyi aradığını bile bilmeden onlarca şey buldu, değerli değersiz. Asıl hakikat nedir peki? Gördüklerimiz yoksa asla göremeyeceklerimiz mi? Biz insanlığın bu dünyadaki nihai hedefi ne? Bedenen kısa bir süre var olmak mı? Yoksa ruhen ebediyet mi? Bazı ruhlar ölümsüzdür. Tıpkı diğerleri gibi. Kimse bir ruhun ölüşüne şahit olmamıştır milyarlarca yıldır var olan bu dünyada. Peki nedir bizim kavgamız? Yok olup gitmek mi? Yoksa yok olmaktan korkmak mı? İnsan daima korkak bir canlı olmuştur. Kimi zaman var olmaktan kimi zaman ise yok olmaktan. Peki hangisi daha ağır bir acıdır, kol kırılması mı yoksa ruh kırılması mı? Ya da kanar mı bir insanın leş ruhu? Ruhumuz var mı peki? Var olan bir şeyi kanıtlamak mı daha zor yoksa hiç olmamış bir şeyi kanıtlamak mı? Hayatın bu karmaşası içinde sorular cevaplardan daha önemlidir. Doğru soru doğru cevaptan önce gelir. Doğru soruları soramayan bir irade yanlış cevapların içinde acı içinde kıvranır, kıvranır ve sonunda ölümün onu o çıkmazdan kurtarmasını bekler. Yaşamak mı daha zor ölmek mi? Yaşamak zorsa, ruhunu ebediyete kavuştur, veya yok et onu. Peki ölümün ne olduğunu biliyor musun? Ölüm bir yok oluş destanı mıdır, yoksa yeniden dirilmenin kahramanı mı? Bu ölümü bu denli övenler de kim? Kim düşler ölümün acı soğuk ellerini? Ölümü inkar edenler kim peki? Sonsuza kadar aynı bedenin içinde kalacağını sanan bu ahmaklarda kim?

Mutluluk bir ütopya mıdır? Var mıdır şu herkesin diline sakız ettiği mutluluk lafı? İnsan gülerken ağlayamaz mı? Yok olurken yeniden doğamaz mı? Çocukken mutlu muyduk? Veya mutluluk nedir biliyor muyduk? Bildiğini sananlardan mıyız yoksa bilmeyenlerden mi? Bildiklerimizden korkuyor ve onlardan kaçıyor muyuz gece uykularımızda? Yaşıyorum diyebilmek için nefes almamız yeterli midir? Dolu dolu yaşayabilmek için ölümü unutmalı yoksa boynumuza mı asmalıyız? Soruların cevapları daima var mıdır? Yoksa sorular ebedi bir muammadan mı ibaretler?
Gizem Daşdemir

Bir Cevap Yazın